Gerçekleşmeyen her şeyin arkasında Allah’ın bir muradı vardır.

27 Mayıs 2022 1 Yazar: admin

”Bazınızı bazınızla imtihan edeceğiz!”


En’am/53


17 Mayıs 2022


Aldığım ilacın etkisi sanıyorum, sol kolumun ve elimin üzeri kırmızı lekeler içinde. Kaşınıyor ve kanıyor.
Bugün Esra yine tencerelerle geldi. Çeşit çeşit yemek yapmış. Tüm kemoterapilerim boyunca ilk günlerimin zorluğunu bilen ve bizi hiç yemeksiz bırakmayan sevgili Esra…
İkinci sezonun birinci bölümü bitti. Geriye iki kemoterapi, ameliyat dönemeci ve akıllı ilaç kaldı. Eğer doktor ikinci kemoterapi veya radyoterapi vermezse.
İnşaallah Ocak gibi bitecek bu zorlu süreç.. Çok yoruldum. Ruhum, bedenim inanılmaz yıprandı. Yardım et Allahım. Bana ve tüm hastalara şifa ver. Sen bizim için en hayırlısını bilirsin..Ben bol bol dua ediyorum. Beni yeniliyor, huzur veriyor. Müthiş bir terapi. Duadan sonra kendimi hafiflemiş hissediyorum.
Dua ederken ne dilerseniz onu aldığınıza inanın ve o sizin olacaktır. Allah vermeyeceği şeyi istetmez unutmayın..


14 Mayıs, Akparti Adana Ceyhan kk ilçe bşk.yardımcısı arkadaşım Müzeyyen Sele “bu hastalığa” yenik düşerek hayata veda etti. Haberi sosyal medyadan öğrendim. Son derece güçlü bir kişiliği vardı. Hastalandığını öğrendiğimde atlatamayacağı hiç aklıma gelmemişti.
Normalde tüm paylaşımlarıma destek çıkardı. Son zamanlarda hiç aktif değildi. Aksini düşünmek bile istemedim . Meğer çok ağırlaşmış. Mekânın cennet olsun inşaallah.


18 Mayıs 2022


Sabah sesimi kaybettim. Nezleyim. Bağışıklık sistemim zayıfladığı için oluyor böyle. Aslında hiç kolay hastalanmam. Kemoterapi aldığından beri dört ayda dört kere nezle oldum. Vücut tamamen kontrolümün dışına çıktı.


NTV spikerlerinden Özlem Sarıkayada bir süredir “bu hastalık”la mücadele ediyordu. Bugün o da yenik düşerek hayata veda etti.
Her günümü son günüm gibi yaşamaya çalışıyorum.
Çünkü biliyorum ki, bir gün;
O günlerden biri, son günüm olacak.


19 Mayıs 2022


Doğanay alışveriş yaptı, buzdolabını temizledi.
Sonra talimat verdi, lütfen herkes bu düzeni korusun ve temiz tutsun dedi. Şimdi ne zaman dolabı açsam aklıma geliyor ve dikkat ediyorum.
Bugün bir öykü paylaşmak istiyorum sizlerle. O kadar manidar, o kadar duygusal. Umarım beğenirsiniz…
Bir sanat merkezinde tanınmış bir ressamın sergisi vardır, ressam sergisini gururla dolaşırken resimlerden birinin karşısında durmuş resmi hayranlıkla izleyen bir kız çocuğu dikkatini çeker…Kız bir yandan tabloya bakar arada çantasını karıştırıp bulduğu paraları avucuna alır…Ressam babacan bir tavırla çocuğun yanına yaklaşır “Resmi beğendin mi?” diye sorar.Kız çok ciddi bir sesle “evet” der ve “Acaba satılık mı? Anneme almak istiyorum” diye devam eder.Tablo yüzbinler değerindedir. Ressam gülerek sorar kıza “Kaç paran var?
”Kız ciddi ciddi avucundaki paraları sayar. “83 lira 75 kuruşum var bütün param bu” der.Ressam tablonun etiketine bakar ve “Ne şanslısın. Tablo da tam 83 lira 75 kuruşa satılık. Al bakalım tablo senin” diyerek tabloyu kız çocuğuna verir.Bu diyaloğu karşıdan seyreden galeri sahibi ressamın yanına giderek hiddetle “Ne yapıyorsunuz siz! O tablo yüzbinler değerinde” diye bağırır.Ressam sakin ve mutlu bir şekilde cevap verir:
” Doğru, benim tablolarıma yüzbinler verenler var ama bugüne kadar bütün servetini veren hiç kimse olmamıştı…”


20 Mayıs 2022


Bugün biraz dışarı çıktım. Dura otura birkaç işimi bitirdim. Eski günlerdeki gibi sahile inip geç vakitlere kadar durmak istiyorum. Eslemin sınavları benimde ameliyatım bitince yazı yaşayacağız inşaallah. Çok değişik garip bir ruh hali içindeyim. Ben değil de sanki bambaşka yabancı biri var. İnstagramda kansersiz hayatlar isimli bir grubu takip ediyorum. Herkes hastalık öyküsünü anlatıyor. Enteresan çünkü hemen hepsi neredeyse aynı. Tek bir dilek var oda bu zorlu yolculukta “artık”rahatsız edilmemek, yıpratılmamak..
Anlaşılmak ve sevilmek demiyorum bile. Çünkü empati kurmak ve sevmek insani meziyetler. Onları istemekten çoktan vazgeçtim. Bu zorlu yolculukta terbiyelerini ve edeplerini korusunlar yeter. Bunu başarabilsinler inanın yeter.


Der ki Mevlana ;


“Şu, içinde bulunduğun
tek anlık ömrünü fırsat bil.
Ve onunla meşgul ol..
Ne geçmişle üzül,
Ne gelecekten kork..!”
Huzurlu Günler Dileğiyle…


22 Mayıs 2022


Bugün Doğanayın tatil günüydü. Bizi sahilde kahvaltıya götürdü. Beni mutlu etmek için uğraşan canım oğlum. Allah yaptıklarını karşına çıkarsın inşaallah.

Gofreti’ de yanımıza aldık. Kuymak, menemen ve zeytinle muhteşem bir kahvaltıydı. Her zamanki gibi Yıldız Akbalık aradı. Uzun uzun sohbet ettik. Moralim yenilendi. Çok güzel geldi. Kendimi toparlar toparlamaz buluşacağız inşaallah.


Hava güneşliydi. Sahilde yürüyüş yaptım. Eve geldiğimde pil bitti. Yatıp dinlendim. Olsun çok güzeldi. İyi ki gezdim. İyi ki bir anı daha ekledim çocuklarımla birlikte geçen zamana.
Bu arada, bana sürekli mesajlarıyla destek olan kuzenim Ayşem Aklar’ı buraya eklemek isterim. Görüşmek için iki kez plan yapıp görüşmek nasip olmasa da ben umudumu yitirmiş değilim.
Ayşem Aklar ve Rafet Ümit Aklar benim amcamın ve teyzemin evliliğinden olan çocukları dolayısıyla kuzenden yakın oluyor. Yaptığımız sıradışı telefon görüşmesinde Rafet bana dedi ki “bana kuzen kuzen deme. Sen benim ablamsın” Bundan sonra kuzen demeyeceğim.
Ellerim yara ve kanıyor. Sürekli nezleyim. Her yanım yara içinde. Şu bağışıklık sistemini bir güçlendirebilsem.


23 Mayıs 2022


Bursa’da yaşadığımız süre içinde birçok arkadaşım olmuştu. Ancak hani bazı arkadaşlıklar bir başkadır, dosttur, kardeştir. İşte Havva Bulun Güleç’le böyle anılar paylaştık.


Ben, yardıma ihtiyacım var demeden, bana ihtiyacın var mı diye koşardı.
Bir gün, bir tufan vurdu İçi yandı, içim yandı.. Sesini duymak için günlerce bekledim. Hani kelimelerin yetmediği zamanlar vardır ya işte öyleydi. Ne diyeceğim, ne söyleyeceğim bilemedim. Birşeyler yazıp çizmişim işte.
Bugün bana Facebook ta bir sürpriz yaparak yıllar önce ona gönderdiğim yazıyı paylaştı.
Canım benim. Kardeş olmak için kan bağı hikaye, can bağıyla bağlanmışız biz seninle. 26 yıl olmuş.. Senin ne kadar uzakta olduğunun hiç önemi yok, seni sol yanıma koydum ben.
Facebook paylaşımını sizlerle paylaşmak istiyorum:
Canım Semram, bana hayatımın en zor günlerinde belkıde hayattan vazgeçtığım o günlerde bu yazıyı yollamıştın ve ben ınanmıştım.. Şimdi ınanma sırası sende..

Seni seviyorum Semra Aklar..


” Daha dur!
Dur daha!!
Güzel günler bekliyor seni, özlemediğin bir düştü gördüğün…Bitmesini hiç istemeyeceğin, sonu hiç gelmeyecek rengarenk umut dolu günler var yarınlarda….
Yarınlar var, elbet var…
O günlerde solmayacak güller var.
Kırmayacağın, kırılmayacağın sevgiler var daha göreceğin… İnsan olduğunu hatırlayacaksın. Sen olduğun için doğan güne gülümseyeceksin, güzel günler gelecek…
Daha dur!….
Güzel günler serilmiş halılar gibi önünde, görmüyor musun?.. Yürüyecek çok yolun var daha, gelmedi sonu, yeşil dağlar, kenarında ırmaklar , güzel yollar var gideceğin dur daha… Bak, senin için açıyor tomurcuk toprağın altında güllerini, az kaldı..
Biraz daha sabır yüreğim, yorgun bedenim, az kaldı, güzel günler göreceğiz, gülümseyen günler, daha çok şey var yapılacak….
Daha çok var, bitmedi daha işimiz…”


24 Mayıs 2022


Hani bazı günler vardır hayatımızda, mıh gibi çakılır beynimize ve mesaj yüklüdür…
Eslem Esrayla konuşmuş ve oraya gitmek istedi. Salı günüydü ve çok kısa bir sürede pazara gittim. Sonra Esra ve Buğra gelip aldılar Silivriye götürmek için. Burakta iki arkadaşıyla tekneyle denize açılmış.Celaliye sosyal tesislerde yemek yedik. Herşey çok güzeldi. Tam Silivriye girmek üzereydik ki telefon gelmesiyle Esra’nın çığlık atması bir oldu. Koltuğa yığıldım. Burağın teknesi devrilmiş diyebildi. Şoka girdim. Buğra ağlamaya başladı. Esra arabayı rastgele kullanıyordu. İçimden “Allah’ım bana oğlumun acısını yaşatma, bunu taşıyacak gücüm yok yalvarıyorum yardım et” diyordum. Bir yandan da Esrayı sakinleştirmeye çalışıyordum. Sahile vardık. Nereye gidecektik. Deliler gibi oradan oraya koşturuyordu Esra. Serdarı aradım şoka girdi şaka mı yapıyorsun dedi. Saatlerce sahilde zabıta, balıkçılar heryere koşturduk. Herkes olayı duymuştu ancak, ambulansın geldiğini sonrasında ise ne olduğunu bilmediklerini söylüyordu. En son zabıta hastahaneye gidin oradalardır deyince işte o an bayılacağımı hissettim. Kötü bir şey oldu ve bize söyleyemiyorlar dedim. Buğranın elini tutuyordum. İçimden, bayılırsam Buğraya ne olur diye sürekli aynı şeyi tekrarlıyordum.
Hayatımda böylesi bir gün çok nadir yaşamışımdır. Çaresizliği bir annemi kaybedince, bir hasta olduğumu öğrendiğimde ve bir de işte bu an yaşadım. Esra çok güçlü biri. Ancak bugün kriz anı kontrolünü tamamen kaybetti. Ağlıyor ve oradan oraya koşuşturuyordu. Tek istediği Burağı görüp rahatlamaktı. Benim de Buğranında tek istediği buydu.Gelen telefonla Burağa ulaştık. Dizlerimin bağı çözülmüştü. İçim katıldı. Eğer Buğra olmasaydı yanımda olduğum yere yığılıp kalabilirdim.
Hani çocuğunuz kaybolunca deliye dönersiniz sonra bulunca dövesiniz gelir ya, işte öyle oldu. Ona sarılıp öpmek yerine,
hayalimde evire çevire dövdüm.
O andan ertesi güne kadar ve hatta hala ya bir şey olsaydı Allah’ım sana hamdolsun bana bu acıyı yaşatmadığın için diye içimden sürekli tekrarlıyorum.
Her ne kadar Burak yüzmeyi çok küçük yaşta öğrensede yanında yüzme bilmeyen birinin olması en büyük facia oldu.


Ananemi hatırladım. Bir evladını denizde boğularak kaybeden ananemi.. “Hala bekliyorum gelecek diye” derdi. Çünkü evladından hiçbir haber alamamıştı. Sana şükürler olsun Allah’ım.
Sabaha kadar hiç uyumadım. Düşündüm düşündüm, ne senaryolar yazdı beynim. Yorgun düştüm. Kalbim acıyor.