Mutluluk ertelenmez. “Bir gün mutlu olacağım” dediğimiz her gün, elimizdeki tek kesin zamanı harcarız: Bugünü…
Her kim mümin olarak dünya ve âhiret için yararlı işler yaparsa çabası asla inkâr edilmez, biz onu yazmaktayız. (Enbiyâ, 21/94)
Bu seferki kaderdaşım Bircan Polat
Önce anne sonra Yaşam Koçu olan arkadaşımın mücadelesini hadi birlikte okuyalım ve yaşayalım…

Kader Arkadaşıma Merhaba
Ben Bircan, 56 yaşındayım. 12 yıl önce meme kanseri tanısı aldım. Bir anda sanki başka bir boyuta geçmişim gibi oldum; içimde karmaşık duygular vardı ve aklıma evlatlarım geldi. Büyük oğlum 24, küçük oğlum 12 yaşındaydı. Kendimi boşlukta kaybolmuş gibi hissettim. Zaman bana neler gösterecekti? Çocuklarımın resimlerine saatlerce baktım.
Sonra aynaya baktım. Kendimden özür dileyerek yeni hayatıma adım attım ve dedim ki:
“Sen bir annesin. Sorumlulukların var. Kendini bırakmak yok. Her zaman güçlü oldun. Allah’ın izniyle, karşındaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, onu alt edebilirsin. Onun seni yıkmasına izin veremezsin.”
Bu süreçte en büyük destekçilerim çocuklarım oldu. Karşımdaki “rekabetçi” kişi gün geçtikçe gözümde küçüldü. Öncelikle emin olmam gereken şeyler vardı: Onu tanımalıydım ki tamamen hayatımdan çıkarabileyim. Ve Rabbimin izniyle bunu başardım.
Sonra doktorlarımla konuşmam gereken her şeyi konuştum ve kendimi kemoterapiye hazırladım. Namaza durup Rabbime dua ettim:
“Allah’ım, biliyorum bu bir sınav. Bu sınavı yüzümün akıyla geçmemi nasip et.”
Önce Allah’a, sonra doktorlara sığındım. Günden güne daha güçlendim ve “Allah var, gam yok” dedim. Artık hazırdım. Bana davetsiz gelen o misafiri tamamen hayatımdan çıkarmak için… ve o gün geldi: Kemoterapi başladı. Koşa koşa gidiyordum, çünkü o anı değil, sonrasında bana gelecek güzellikleri düşünüyordum. Yeniden doğmuş gibiydim. Rabbimin bana verdiği ikinci şanstı bu ve bunu iyi değerlendirmeliydim. Evlatlarıma karşı sorumluluklarım vardı; onların mürüvvetlerini görmek istiyordum.
6 kür kemoterapi ve 30 gün ışın aldım. Bu süreci kendimce eğlenceli hâle getirdim. Çok dost kazandım, çok dua aldım. Çünkü bu hastalıktan korkan, adını bile söylemekten çekinen arkadaşlar vardı. Onlara elimden geldiğince destek oldum. Onların hikâyelerini dinledikçe ve paylaştıkça mutlu oluyorlardı. Onlar mutlu oldukça, ben kansere karşı daha da güçleniyordum.
Bir gün ışın tedavisindeyken bir bey bana sordu:
“Siz psikolog musunuz?”
Gülümsedim: “Hayır” dedim. “Neden sordunuz?”
“Çünkü hepimize moral verdiniz. Çoğumuz buraya ümitsiz geliyoruz ama siz öyle bir enerji verdiniz ki olumsuzlukları unutuyoruz.”
Doktorlarım da bana hep, “Moralini hiç bozmadın, başkalarına da moral verdin” derlerdi.
O an bir karar aldım. Çocuklarımla paylaştım, eğitim aldım ve yaşam koçu oldum. Şimdi gönüllü olarak kader arkadaşlarımın yanında oluyorum.
Tabii arada olumsuzluklar da oldu. Bir anımı anlatmak isterim: Çocuklarım bir gün, “Anne, sinemaya gidelim mi?” dediler. Kemoterapi alıyordum ve doktorum kesinlikle kalabalıkta olmamam gerektiğini söylemişti. Çift maske taktım, çocuklarımı kıramadım ve gittim. Sinema salonunda otururken içimden dedim ki: “Belki son kez geliyorum.” Ama bir hafta sonra tekrar gittik ve o an fark ettim ki: “Ben daha çok sinemaya geleceğim; evlatlarımla, gelinlerimle, torunlarımla, sevdiklerimle.”
Anlatmak istediğim şu: Rabbim bizimle. Kanser olan herkes ölecek diye bir şey yok. Burada bize çok iş düşüyor. Kendinizle barışık olun, pozitif olun, kendinizi değerli kılın. Moraliniz yüksek olsun. İnanın, süreç düşündüğünüzden hızlı geçiyor.
Şöyle düşünün: İstemediğiniz bir misafir geldi. Ona yüz vermez, ilgilenmezseniz bir daha gelmez. Sadece kendinize inanın ve çabalayın. Çok düşünmeyin. Su yolunu bulur ama tıkarsanız taşar, size zarar verir. Arka gözünüzü kapatın, güzel bakan gözlerinizle geleceğe bakın. Ben süreci eğlenceli hâle getirdim, hep moralli gittim hastaneye. Çünkü bugünlere gelebilmek için güçlü olmak gerekiyordu.
Unutmayın: Kanser değil, biz güçlüyüz. Allah’ın izniyle. İnanırsanız her güzellik sizi bulur. Musluğu tıkamayın, bırakın aksın. Ben Rabbime her daim şükrediyorum.
İçimdeki iman ve itikatla diyorum ki: Allah var, gam yok. Üzülmekle hiçbir şey düzelmez. İnandıklarımdan hiç vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim de. Ve her zaman kader arkadaşlarımın yanında olacağım. Birbirimizin hikâyelerini dinleyip destek olacağız.
Unutmayın: Biz güçlüyüz, Allah’ın izniyle. Kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin. Rabbim bizimle. Allah var, gam yok. Korkularınızı yenin. Bütün güzellikler bizimle olsun. Amin.
Çok şükür inandım ve başardım Allahımın izniyle ve doktorlarımın sayesinde .
Dediğim gibi ALLAH VAR GAM YOK ..
Paylaştığım ayetleri gönderen kuzenim Ayşem Aklara teşekkür ederim.
