Zorluk ne kadar büyükse
Zafer o kadar parlaktır

3 Eylül 2025 0 Yazar: admin

Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu”ol!”demekten ibarettir;
Hemen oluverir.
Yâsin, 36/82

Bu sefer misafir edeceğim kaderdaşım Zerrin Çağlar
Önceki dönem Büyükçekmece Ak Parti Belediye Meclis Üyesi
Gazeteci
Şair
Anne
Semra Akların can dostu

Dostuma;

Merhaba ben Zerrin Başoğlu Çağlar. Şu an 55 yaşındayım. Hayatımın en önemli yıllarında meme kanseriyle tanıştım. 38 yaşında. Yani 17 yıl önce. Tanıştığımda kızım 8, oğlumsa 12 yaşındaydı. Bir anne olarak ilk düşündüğüm çocuklarımdı. Özellikle de kızım. Hep telli duvaklı bir gelin olarak göremeyeceğimi düşündüm. Allah’a bunun için defalarca dua ettim.
İlk kanser olduğunuzu duyduğunuzda ‘neden ben’ sorusunu soruyorsunuz. Bu bende de oldu. Bu durum 3 gün sürdü. Tanı almam ve ameliyata karar vermem arasında sadece 3 gün var. Hemen ameliyata girdim ve beni bilinmez bir süreç içerisine çekti. Mastektomi ameliyatım doktorumun sayesinde çok iyi geçti. Tahmin edildiği gibi, koltuk altı lenflerime de sıçramıştı bu illet.
Doktorumun ameliyat sonrası beni ilk ziyaretinde söylediği cümleler suratıma tokat gibi patladı. “Hastalığınız, tahminimden daha fazla ilerlemiş. Türü de çok inatçı cinsten”…
Hiç düşünmeden doktoruma sunu söyledim:
O inatçıysa ben ondan daha inatçıyım. Ben onu yeneceğim.
O gün söylediğim kelimeler gerçekten bu yolda bana ışık tuttu. Hiç pes etmedim

Süreç tabii ki uzun. Dile kolay 1.5 yıl. Önce ameliyat, sonra kemoterapi, radyo terapi ve sonrasında akıllı ilaç.


Bunlar olurken yaşanan sıkıntılar, sorunlar, hissettiklerim…


Uzun uzadıya anlatmak değil niyetim. Sadece şu kadarını söyleyeyim. Kemoterapi sürecinde aynı zamanda böbrek taşı dökmek, enfeksiyon derken bir hafta yoğun bakım günlerim. Yoğun bakıma girdiğimde, eşime benim hayatımı kaybetmek üzere olduğumun söylenmesi ve eşimin yıkılması. Bunlar şimdi hikaye gibi geliyor, ama yaşandı. Hayatımın o döneminde, her zaman olduğu gibi Sevgili eşim, hayat arkadaşım Şaban Çağlar yanımdaydı, hiç elimi bırakmadı, ondan büyük güç aldım.


Bu olaylardan yıllar sonra 2020 yılında tekrar yollarımız kesişti lanet hastalıkla tekrar yüzleştik. Bu kez ben değil, hastalığımda sürekli bana güç veren eşim akciğer kanserine yakalanmıştı. O benim kadar inatçı bir yapıya sahip değildir. İlk öğrendiğimizde sadece akciğer değil, beyinde de iki tümör olduğu söylendi bize. Ve süreç çok hızlı ilerledi. Eşim bir ay sonra yürüyemez hale geldi. Kaderin cilvesi, yıllar önce benim için çırpınan eşimin yerine ben geçtim ve onun için elimden geleni ardıma koymadım. Ama maalesef 9 ay gibi bir sürenin sonunda onu kaybettim. Ellerimden kayıp gitti.


İnsan en yakınını kaybedince, ölümden korkmaması gerektiğini anlıyor.Tabii çok şeyler var anlatılacak. Ama başka bir zamana kalsın. Şu kadarını söyleyeyim sadece, canımdan bir parça gitti. Çocuklarım için, evet o saatten sonra sadece çocuklarım için hayata tutundum.


Bu arada söyleyeyim. Kızım avukat oldu ve Nisan ayında telli duvaklı gelin olduğunu görmek nasip oldu. Allah nasip ederse iki ay sonra da torunum geliyor. Oğlum şu an 31 yaşında. Herşey gelip geçiyor. Hayat sadece verdiğiniz mücadeleden ibaret.


Ben 55 yaşında kendim için yaşamayı öğrendim. Şu an, yaptığım her şeyden keyif alan bir insana evrildim. Her yeni günün benim için bahşedilmiş bir gün olduğunu düşünüyorum. Hayat düsturum bu. Size de tavsiyemdir. Böyle düşünün ve böyle yaşayın. Hayattan keyif alın.


Gelelim Semrama. O benim için özel bir insan. Allah’ın bana gönderdiği özel bir insan. Yaklaşık 12 yıldır hayatımda. Ve Allah’ın takdiri. Benim için özel insanlar benimle aynı kaderi yaşıyor. Semram da iki yıl önce meme kanseri atlattı. O süreçte onu bırakmamaya çok çaba sarfettim. O da çok güçlü bir kadın. O da atlattı. Dostluğumuz baki, elele bir ömür. Biliyorum ki, ben onun elini bıraksam da o beni bırakmaz.
Hayatınızda Semra gibi dostlarınız olsun. Seni çok seviyorum dostum…

Paylaştığım ayetleri gönderen kuzenim Ayşem Aklara’a teşekkür ediyorum..